Mardin Güncel

Prof.Dr. Bilal SAMBUR YAZDI…MANEVİYAT, İÇKİN VE VAROLUŞSAL BİR TECRÜBEDİR.

 

İnsan, hakikati, anlamı ve amacı,   dışarıda hazırlanıp kendisine dayatılan bir paket ve kimlik olarak değil, …


 

İnsan, hakikati, anlamı ve amacı,   dışarıda hazırlanıp kendisine dayatılan bir paket ve kimlik olarak değil, kendi varoluşunun derinliğinde  oluşturur. Hakikati, anlamı ve amacı oluşturma, edilgen bir kabul, itaat ve teslimiyet değildir.

Hakikati, anlamı ve amacı oluşturma,  risk almayı, belirsizlikle yüzleşmeyi, aklını kullanmayı,  şüphe etmeyi  ve kendisini sürekli yeniden inşa etmeyi gerektiren yaratıcı bir eylemdir. Maneviyat,  insanın kendi üzerine aldığı  kendisinin oluşturmakla  yükümlü  olduğu bir sorumluluktur.

Maneviyat,  başkasına   devredilebilen veya  hazır biçimde miras alınabilen bir tecrübe ve sorumluluk  değildir.

Maneviyat tecrübesinin başında, ortasında ve sonunda insan vardır.Maneviyat, her şeyi,  insanla ilgili hale getirir  ve ilişkilendirir.

Dışsal egemenlik ve otorite figürü olarak kurgulanan hiçbir şeyin maneviyatta yeri yoktur.İnsan, manevi tecrübesiyle, hakikati, anlamı ve amacı, dışsal  hipotezlerde aramaz.

İnsan, maneviyatı,   kendi  anlam, değer ve hakikat  oluşturma tecrübesinde bir derinlik ufku ve imkanı olarak görür.  Maneviyat, insanın kendisini ve doğayı içkin olarak yaşamasıdır.

İnsan, dışsal hiçbir kurguyu, kendi varoluşsal dokusuna yerleştirmez. Maneviyat, insanı, metafiziksel bir özne olarak  bireysel varoluşun dokusuna yerleştirir.

İnsan,  kendini kendine yabancılaştıran bütün kurgulardan, otoritelerden ve hipotezlerden kurtulmak  için  maneviyatı içkin ve varoluşsal bir tecrübe olarak yaşayabilir.  

İnsan, doğadan kopuk değildir. İnsan, doğayla ilgilidir ve ilişkilidir.

İnsan, varlığın temelidir, nihai amacıdır. İnsanın varlığın temeli ve nihai amacı olması, insanı nesneleştirilemez bir derinliğe  konumlandırmaktadır.

İnsan,  hiçbir hayali kurguyu  kendi varoluşsal deneyiminin içine  yerleştirmemelidir.

İnsan, kendini  öz varoluşsal deneyiminin içine yerleştirerek maneviyatın  felsefi ve entelektüel omurgasını oluşturmaktadır.

Maneviyat, ayrıcalıklı alanlara, kişilere, kurumlara, kaynaklara ve mutlaklıklara ait değildir.

Her insan, kendi içinde   kendi maneviyatını  kendine göre  deneyimleyebilir. Maneviyat, insanın sahici ve gerçek yaşantısında ortaya çıkar.

İnsanı, gerçeklikten ve hayattan koparan, bilinmezliklerin peşinden sürükleyen, rüyalardan, hayallerden ve vehimlerden oluşan hiçbir şey, maneviyat değildir.

Empati,  umut, aşk,  diriliş, tefekkür, insanın kendi içsel derinliğinin meyveleridir. Maneviyatı yaşamak için hiçbir  kılavuza, otoriteye, mutlak  kabule  ihtiyaç yoktur.

İnsan,  tecrübelerinin doğruluğunu, kendi yaşantısından  ve aklından üretebilir.

Maneviyatta sabit kalıblar, kurumlar, kaynaklar, kişiler yoktur. Maneviyat, canlı olan ve canlı kalması gereken bir tecrübedir.

Maneviyat, kontrol altına  alınamaz. Maneviyat, akıştır. Derin insani maneviyatın temeli, insanın özgürlüğüdür.Özgürlük, keyfi bir sınırsızlık değildir.

Özgürlük, insanın kendi varoluşunun sorumluluğunu üstlenme cesaretidir.

İnsan,  anlamı önünde hazır olarak bulmaz. İnsan,  anlamı kendine göre kurar, yaşar ve anlam kurma tecrübesiyle aslında kendini  yapar ve dönüştürür.

İnsanın  kendini kendi içinde varoluşsal olarak tecrübe etmesi, kesinliklerin  konforunda yaşamayı terk etmesini ve mutlaklıkların tahakkümünden  kendini özgürleştirmesini gerektirir.

Mutlaklık iddiası taşıyan yanılgıları, yalanları ve yanılsamaları terk ettiğinde insan, boşluğa düşmemektedir. Mutlak yanılgıların, yanılsamaların ve yalanların tahakkümünün dışına çıktığında insanı bekleyen şey, boşluk ve çukur değil, derinlik ve olgunluktur.

Yeni derinlik ve olgunluk durumunda insan, hiçbir şeye tabi olmak  zorunda değildir, hiçbir şeyi taklit etmek zorunda değildir,  kendisine buyrulan  talimatları uygulamak zorunda değildir.

Maneviyat, insanı sürekli olarak kendisiyle yüzleşmeye, kendisini değiştirmeye ve olgunlaştırmaya yönelik yapılan içkin bir iç çağrı ve deneyimdir.

Maneviyat ve ahlak birbirinden ayrılamaz. Ahlak, bir maneviyat tecrübesidir. Maneviyat, bir ahlak tecrübesidir. Maneviyat, ahlaki bilnçtir, duygudur, duyarlılıktır ve dirilmedir.

Ahlaki-manevi tecrübe sayesinde birey, eylemlerinin hesabını kendi vicdanına verir. Vicdan, toplumsal-kültürel kalıbların mekanik bir   ürünü değildir.

Vicdan, insanın insan ve doğa hakkındaki derin farkındalığıdır. Ahlak ve maneviyat, bir taklit, itaat, teslimiyet ve  tekrar sistemi değildir.Maneviyat ve ahlak özgürlüğün ve olgunluğun tecrübesidir.

 Maneviyat, insanın kendisiyle, başkalarıyla ve dünyayla kurduğu ilişkinin en yoğun, en sahici ve en yaratıcı boyutudur.

Maneviyatın ve ahlakın öznesi, insandır. İnsan, maneviyatı  bir derinlik, bir yönelim ve bir çağrı olarak  yaşadığında kendini gerçekleştirebilir.

İçkin ve varoluşsal maneviyat sayesinde insan, kendini inkar etmez, kendini yeniden oluşturur.  Maneviyat sayesinde  kendine yabancılaşmayan insan, kendini kendi  varoluşuna yerleştirir. Maneviyat, sahip olunan bir mülk değildir.

Maneviyat, bir sorumluluktur. Sorumluluğu üstlenen insan,  sadece biyolojik olarak  yaşayan bir varlık değildir. Sorumluluğu üstlenen insan, anlam kuran, değer yaratan ve kendi sınırlarını aşan bir bilinç  ve özne haline gemektedir.Maneviyat, doğmatik  kabuller kurumu değildir. Maneviyat,   insan olmanın en derin, en özgür ve en sahici deneyimidir.

Mardin Güncel