Mardin’in tarihi Birinci Caddesi’nde yer alan mütevazı sahaf dükkânı, yalnızca kitapların satıldığı bir mekân değil; aynı zamanda bir hafıza alanı, bir düşünce atölyesi ve bir “direnme” noktası olarak dikkat çekiyor.
Mardin’de uzun yıllardır sahaflık yapan Hüseyin Gündüz, çocukluk yıllarından bugüne uzanan kitap serüvenini ve sahaflığa uzanan yolculuğunu anlattı. 1975 yılında Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Aksu köyünde doğan Gündüz’ün okuma tutkusu, ortaokul yıllarında yaşadığı bir olayla başlamış. Kendisine söylenen bir sözün ardından ilk kitabını aldığını belirten Gündüz, “Vietnam Direniyor” adlı eserle kitaplarla bağ kurduğunu ifade etti.
O günden sonra okumanın kendisi için bir hobi değil, bir savunma ve var olma biçimi haline geldiğini söyleyen Gündüz, lise yıllarına kadar günde birkaç kitap bitirdiğini dile getirdi.
1990’lı yıllarda gazetecilik yapan Gündüz, Türkiye’nin farklı şehirlerinde muhabirlik görevlerinde bulunduktan sonra 2001 yılında kitapla daha doğrudan bir ilişki kurmak için sahaflığa yöneldi. Kitap alıp satarak başladığı bu süreçte Antalya ve Mersin’de de sahaflık yaptığını aktardı.
Yıllar sonra yeniden Mardin’e dönen Gündüz, şehirde kitapçı eksikliğini fark ederek sahaf dükkânı açtığını belirtti. Başlangıçta çevresinden farklı tepkiler aldığını söyleyen Gündüz, bugün birçok kişinin kitapla tanışmasına vesile olduğunu ifade etti.
Eğitim ve okuma alışkanlıklarına da değinen Gündüz, Türkiye’de temel sorunun sistem ve okuma kültürü olduğunu savunarak, “Felsefe yoksa soru yoktur, soru yoksa okuma da olmaz” dedi.
Yaklaşık 50 bin kitabı öğrencilere ücretsiz dağıttığını belirten Gündüz, “Öğrenci değil, okur yetiştirmek istedim” sözleriyle yaklaşımını özetledi.
Sahaflığın modern kitapçılardan farklı olduğunu vurgulayan Gündüz, sahafları “geçmişin hafızası” olarak tanımladı. İnternet çağında bile sahaflığın önemini koruduğunu ifade eden Gündüz, fiziksel kitabın yerinin ayrı olduğunu söyledi.
Röportajın sonunda okumanın bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurgulayan Gündüz, “Okumadan yazılmaz” sözleriyle dikkat çekti.
Mardin’in tarihi sokaklarında küçük bir dükkânda sürdürülen bu sahaflık hikâyesi, yalnızca kitapların değil; aynı zamanda bilginin, merakın ve direnişin de hikâyesi olarak öne çıkıyor.
