Mardin Güncel

Mem Ararat’tan Tartışmalara Sert Çıkış

Mardinli sanatçı Mem Ararat, hakkında yıllardır süren tartışmalara yayınladığı videoyla yanıt verdi. Ararat, açıklamasında “Para başınızı yesin” ifadelerini kullanarak dikkat çekti.


Mardin’in önde gelen Kürt sanatçılarından Mem Ararat, yıllardır kendisi ile ilgili sirdurulen tartışmalara dair ilk defa açıklama yaptı. Mem Ararat yaptığı açıklamada sert ifadeler kullanırken, yıllardır devam eden yanlışların her defasında daha da ağır şekilde tekrar ettiğini söyledi.

 

 

Mem Ararat’ın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Ey Kürtler, yiğitler, canlar ve mertler, aydınlar, bilge kişiler ve aksakallılar, lütfen bana kulak verin ve hakkımda hüküm verin.

Benim adım Mem’dir ve Kürt toplumundan biriyim. Xelîlê Kulî ile Fateya Hecî’in oğluyum. Her iki Fırat’ın arasında, anne ve babamın emeğiyle, Mazî Dağı’nda bir zeytin ağacı gibi yeşerdim.

Ben sürüsünden kopmuş bir turnayım, yuvasız kalmış bir çift kanadım; bir şairin rüyasında asılı kalmış gibiyim. Sözümden ve sazımdan başka hiçbir silahım yoktur. Ben Soran, Zaza, Kelhur ve Lorum ama sözüm Kurmancidir.

 

 

Fırtınalar koptu, tufan kalktı, yer sarsıldı, toprak ateşe verildi ama yine de köklerim vatanımın bağrına tutunmuş durumda.

Hiçbir Kürt parti ve oluşuma karşı değilim; kim Kürtler için iki taş üst üste koyduysa onun söz yanındayım. Ama kimsenin de kölesi değilim bu da böyle biline.

 

“BU GECE İÇİMİ DÖKECEĞİM”

Ey canlar ve mertler, bu gece iğneden ipliğe size tüm ayrıntılarıyla içimi dökeceğim. Biliyorum ki hayırseverler ve hayrımı istemeyenler bizi dinliyor.

Ayakkabısını ayağına ters giymiş 5 yaşındaki bir çocuk gibi yüreğim avucumda ve sözlerim içten ve samimidir. Size bana küfredenlerin anlattıklarını değil, iyisiyle kötüsüyle gerçeği söylüyorum; herkes kendi sözünün sahibidir. Herkes içtiği süte göre konuşuyor.

emeğiniz olmadığı halde bütün emeğime el koydunuz. Hani demokrasi, insan hakları, emek ve emekçinin hakkı? Bu yapılan emek hırsızlığı ve zulüm değil mi?

 

“KAPIM SİZE SONSUZA KADAR KAPANMIŞTIR”

“Tüzüğünüz neydi, ölçüleriniz neydi? Lütfen dönüp okuyun. Size kardeş ve yoldaş olmak isteyen biri olarak karşınızda beş yaşındaki bir çocuk kadar savunmasız kaldım. Ama siz kendinizi güçlü göstermek için zulümden bir taht kurdunuz. Öyle görünüyor ki siz efendi biz de köleniziz.

Bütün şarkılar benim acımdır. Albümlerin bütün masraflarını da o yoksulluğumla ben karşıladım. Üstüne üstlük baskı parasını bile benden aldınız. Bütün bunlara rağmen yine sesimi çıkarmadım ama yine de razı olamayan siz oldunuz!

Gelinde dilsiz sağırdır, kaynanada ne baht ne de vicdandır. Artık 12 yıl yetmez mi? Görüyorum ki sanatımı küçümsüyorsunuz, sizin ölçülerinizde makul bir sanatçı değilim. Madem öyle, neden her seferinde emeğimin hakkını almaktan utanmıyor musunuz?

Meyveyi yemek isteyen, ağaca da değer vermelidir; çevresindeki otu ve dikeni temizlemeli, yaz sıcağında ona can suyu olmalıdır. Meyveyi kopardıktan sonra en azından iki de güzel söz söylemeyi bilmelidir. Ama siz baskılarınız ve sözlerinizle ağacın dalını kırdınız.

Şimdi söyleyin, hangi vicdan buna dayanır? Sonuna kadar size açık tutuğum kapı ve bacam artık kırılmıştır. Kirli ayakkabılarınızla halılarımı çiğnediniz, güvenimi ve sırça yüreğimi tuzla buz ettiniz.

Gözünüz aydın artık kapım ve pencerem çeliktendir. Ve size sonsuza kadar kapanmıştır!”

 

Mardin Güncel