“İran tarzı mı diyorsunuz?”
Mardinhaber.com.tr’ tarafından yapılan rööportajın ilk sorusunda Ahmet Çınarbaş, vitrindeki dikkat çekici ürünleri işaret ederek, “Hele hele şu İran tarzı mı diyorsunuz bunlara?” diye sordu.
Mesut Usta ise bu ürünlerin İran’ın dünyaca bilinen Hatem sanatı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bunlar İran Hatem sanatı ürünleri. El boyaması üzerine bakır işleme tekniğiyle tamamen ustaların el emeğiyle hazırlanıyor. İran’da üretiliyor, biz de getirterek burada satışını yapıyoruz.”
Bunun üzerine Ahmet Çınarbaş, “Yani ana vatanında yapılıyor, burada sadece satışa geliyor.” ifadelerini kullanırken, Mesut Usta da “Aynen öyle.” diyerek doğruladı.
Her devede yalnızca bir tane bulunuyor
Röportaj sırasında Ahmet Çınarbaş’ın dikkatini çeken deve kemiğinden yapılmış sürmelik de konuşuldu.
“Şu da deve kemiğinden herhalde?” sorusuna Mesut Usta şu cevabı verdi:
“Her devede yalnızca bir adet bulunan özel kemik işlenerek sürme kutusu yapılıyor. Daha sonra üzerine el boyaması uygulanıyor ve bu şekilde kullanılabiliyor.”
“Bu kadar kehribarın kaynağı gerçekten var mı?”
Röportajın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise kehribar üzerine yapılan sohbet oldu.
Ahmet Çınarbaş, Mardin’de ve birçok şehirde çok sayıda kehribar tespih satıldığını belirterek şu soruyu yöneltti:
“Bu malzeme bu kadar bol mu? Mardin’de görüyoruz, Gaziantep’te, Şanlıurfa’da, İstanbul’da görüyoruz. Ana kaynak gerçekten bu kadar tespihe yetiyor mu?”
Mesut Usta ise kehribarın oluşum sürecini anlatarak şu bilgileri paylaştı:
“Aslında kehribar taş değildir. Milyonlarca yıl önce Baltık ormanlarındaki ağaçların salgıladığı reçinenin denizin altında taşlaşmasıyla oluşuyor. Biz bugün onu tespih olarak görüyoruz ama süs eşyalarında da kullanılıyor.”
Mesut Usta kimdir?”
Ahmet Çınarbaş daha sonra konuğunu tanıtmak amacıyla, “Mesut Usta kimdir? Bu işe ne zaman başladın?” diye sordu.
Mesut Usta, tespih işinin aile mesleği olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Bu işi dedemden ya da babamdan devralmadım. Yaklaşık 15 yıldır koleksiyonculuk yapıyorum. Küçük yaşlardan itibaren farklı tespihler biriktirdim. Son 4-5 aydır da bunu ticarete dönüştürdüm.”
“Neden zararına tespih satıyorsunuz?”
Sosyal medya üzerinden canlı yayınlarla mezat usulü satış yaptıklarını anlatan Mesut Usta’nın, zaman zaman zararına satış yaptığını söylemesi üzerine Ahmet Çınarbaş şaşkınlığını gizleyemedi.
“Ben olsam zararına satmazdım. Neden zarar ediyorsunuz?” diye soran Çınarbaş’a Mesut Usta şu yanıtı verdi:
“Sosyal medyada güven oluşturmanız gerekiyor. Açık artırmalarda başlangıç fiyatı belirlemiyoruz. Bazen zarar ediyoruz ama bazen de ürün gerçek değerinin çok üzerinde satılıyor.”
“Canlı yayında biri tespihin gerçek olduğunu nasıl anlayacak?”
Ahmet Çınarbaş’ın yönelttiği bir diğer soru ise sahte tespihlerle ilgiliydi.
“Kameradan gören biri bunun gerçek kehribar olduğunu nasıl anlayacak?”
Mesut Usta, işi bilen kişilerin ürünü görünüşünden tanıyabileceğini ancak en pratik yöntemin koku testi olduğunu söyledi.
Tespihi hafifçe ovuşturduğunuzda çam reçinesi kokusu verir. Çünkü özünde reçinedir. Ancak artık çok kaliteli sahteler de üretildiği için güvenilir esnaftan alışveriş yapmak şart.”
Piyasadaki sahte ürünlere de değinen Mesut Usta, dikkat çeken bir itirafta bulundu.
“Çin üretimi bazı ürünler orijinaline çok benziyor. Bazen biz bile yanılabiliyoruz. Böyle durumlarda ultraviyole ışık testi, tuzlu su testi gibi yöntemler uyguluyoruz. Yine de şüphe duyarsak daha tecrübeli ustalara danışıyoruz.”
Mesut Usta ayrıca, müşteri memnuniyetini her zaman ön planda tuttuklarını belirterek, “Ürünümüzün her zaman arkasındayız. Müşterimiz isterse ürünü tartışmadan geri alıyoruz.” dedi.
“Tespih alacaklara üç tavsiyen nedir?”
Ahmet Çınarbaş’ın son sorusu ise tespih almak isteyenlere yönelik oldu.
Mesut Usta şu tavsiyelerde bulundu:
- Sentetik ürünlerden uzak durun.
- Doğal kehribar ve kuka tercih edin.
- Güvenilir ve ürününün arkasında duran esnaftan alışveriş yapın.
“Yazın kehribar kullanmayın”
Röportajın sonunda Ahmet Çınarbaş, günlük kullanım için hangi tespihin tercih edilmesi gerektiğini sordu.
Mesut Usta ise mevsime göre tespih seçiminin önemli olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Kehribar yaz sıcağında ve eldeki ter nedeniyle yumuşayabilir. Yaz aylarında kuka tespih öneriyorum. Kış aylarında ise kehribar daha uygun bir seçimdir.”
İran’ın geleneksel Hatem sanatından Baltık kehribarının milyonlarca yıllık yolculuğuna kadar birçok konunun ele alındığı röportaj, tespih meraklılarına önemli bilgiler sunarken, doğal ürün ile sahte ürün arasındaki farklara ilişkin de dikkat çekici uyarılar içerdi.
