AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, “Terörsüz Türkiye Sonrası Dönem: Başarının Dört Temel Sütunu” başlıklı kapsamlı değerlendirmesinde, terörün sona ermesinin Türkiye için yalnızca güvenlik açısından değil, ekonomik, sosyal ve diplomatik alanlarda da yeni bir dönemin kapısını aralayacağını belirtti.
Parlak, PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesi halinde Türkiye’nin tarihi bir fırsat yakalayacağını ifade ederek, bu fırsatın kalıcı bir başarıya dönüşebilmesi için sürecin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Kalıcı başarının ancak “somut teyit, kurumsal hafıza, kapsayıcı yönetim ve stratejik sabır” ilkeleriyle mümkün olacağını vurguladı.
“Silah bırakma fiilen doğrulanmalı”
Parlak, sürecin en kritik aşamasının PKK’nın silah bırakma ve fesih kararının yalnızca açıklamalardan ibaret kalmaması olduğunu belirtti. Güvenlik kurumlarının bağımsız ve şeffaf doğrulama mekanizmalarıyla örgütün silahlı yapısının tamamen dağıldığını, silah depolarının imha edildiğini, kadroların dağıldığını ve finansal ile lojistik ağların ortadan kaldırıldığını teyit etmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Geçmişte terör örgütlerinin ateşkes süreçlerini yeniden yapılanma amacıyla kullandığını hatırlatan Parlak, doğrulama mekanizmalarının hem toplumun güvenini güçlendireceğini hem de uluslararası kamuoyuna Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığını göstereceğini dile getirdi.
“Geçmişin hataları tekrarlanmamalı”
2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinin önemli dersler içerdiğini belirten Parlak, yeni dönemde devletin kurumsal hafızasının mutlaka korunması gerektiğini söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Teşkilatı başta olmak üzere güvenlik kurumlarının mevcut kapasitesini koruyarak daha da güçlendirmesi gerektiğini ifade eden Parlak, hukuki düzenlemelerin de terörle mücadelede elde edilen kazanımları zayıflatmaması gerektiğini kaydetti.
Parlak, milli güvenlik politikalarının günlük siyasi gelişmelerden bağımsız şekilde devlet aklıyla yürütülmesinin önemine dikkat çekti.
“Toplumsal yaralar birlikte sarılmalı”
Terörün yalnızca güvenlik sorunu olmadığını, aynı zamanda toplumda derin izler bıraktığını belirten Parlak, yeni dönemin kapsayıcı bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Parlak, yeni anayasa çalışmalarının önemine işaret ederken, terör mağdurlarının yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi, hakikatin ortaya çıkarılması, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ekonomik ve sosyal kalkınmanın hızlandırılması, eşit vatandaşlık anlayışının güçlendirilmesi ve kültürel zenginliğin korunmasının sürecin temel unsurları arasında yer aldığını belirtti.
Şeffaf iletişim ve toplumsal mutabakatın önemine de değinen Parlak, devletin vatandaşına şefkatle yaklaşırken teröre karşı kararlı duruşunu sürdürmesi gerektiğini ifade etti.
“Stratejik sabır başarıyı belirleyecek”
Terör sorununun kırk yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken Parlak, böylesine köklü bir meselenin kısa sürede çözülemeyeceğini belirtti.
Hukuki düzenlemelerin aceleye getirilmemesi gerektiğini ifade eden Parlak, ekonomik ve sosyal reformların uzun vadeli planlarla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgesel gelişmelerin dikkatle takip edilmesinin önemine vurgu yapan Parlak, “Terörsüz Bölge” vizyonunun da Türkiye’nin uzun vadeli güvenlik stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.
Savunma sanayii, eğitim, teknoloji ve ekonomik kalkınma alanlarında yapılacak yatırımların Türkiye’nin küresel gücünü artıracağını belirten Parlak, stratejik sabrın milli menfaatlerin korunmasında temel unsur olduğunu ifade etti.
“Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olabilir”
Değerlendirmesinin sonunda “Terörsüz Türkiye” hedefinin doğru yönetilmesi halinde ülkenin ekonomik büyümesine, toplumsal huzuruna, iç güvenliğine ve dış politika kapasitesine önemli katkılar sağlayacağını belirten Parlak, terörün sona ermesinin Türkiye’nin enerjisini kalkınma ve refaha yönlendireceğini söyledi.
Parlak, gelecek nesillere terörün gölgesinden arınmış, güçlü, müreffeh ve birlik içinde bir Türkiye bırakmanın ortak sorumluluk olduğunu belirterek, sürecin başarıya ulaşmasının dört temel ilkenin kararlılıkla uygulanmasına bağlı olduğunu ifade etti.
